Rumların tutuklama kararı: Fatih gemisine dokunan sonucuna katlanır

by on 11 Ιουνίου 2019

Son yıllarda Türkiye karşıtı adımlarını daha da sıklaştıran ve yanına çektiği küresel güçlerin gölgesinde adımlar atan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Fatih sondaj gemisi personeline yönelik ‘tutuklama’ kararı alması gözleri bir kez daha bölgeye çevirdi. Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, hem GKRY’nin aldığı bu kararı değerlendirdi hem de Türkiye’nin atması muhtemel adımları sıraladı. Gürdeniz, Türkiye’nin bu konuda kullanabileceği çok sayıda enstrümanı olduğuna işaret ederek, Türk gemisine ya da personeline dokunacak herhangi bir ülkenin çok ağır sonuçlara katlanmak zorunda kalacağının altını çizdi.

Doğu Akdeniz’deki enerji denkleminde Türkiye’yi oyun dışına itmek isteyen güçler, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi üzerinden bölgedeki tansiyonu yükseltmeye devam ediyor.

GKRY’nin Fatih Sondaj Gemisi çalışanları ve TPAO ile iş birliği yapan yabancı şirketlerin yöneticileri hakkında tutuklama kararı çıkarması süreci yeni bir boyuta taşıdı.

Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, yenisafak.com’a yaptığı açıklamada hem Rum tarafının aldığı kararın hukuki boyutunu değerlendirdi hem de Türkiye’nin olası bir tutuklama durumunda atması muhtemel adımları sıraladı.

Dışişleri Bakanlığı’nın ‘cüret edene cevabını veririz’ açıklamasının son derece net olduğuna işaret eden Gürdeniz, «Hiç bir AB ülkesinin bu kararı uygulayacağını sanmıyorum. Ancak tedbirleri de gözden geçirmekte yarar olduğunu düşünüyorum» dedi.

Türkiye farklı enstrümanları kullanabilir

«Öncelikle GKRY’nin bu kararı geri alması sağlanmalıdır. Zira verilen karar tamamıyla uluslararası hukuka aykırıdır» ifadesini kullanan Gürdeniz, şöyle devam etti:

  • «Bir defa iki devlet arasındaki siyasi ve hukuki bir sorun, özel kişiler üzerine sorumluluk doğurmaz. Zira GKRY bu tutuklama kararını iç hukuk düzenlemesine yani deniz yetki alanları kanununa göre yapmaktadır. Halbuki sorun Türkiye ile GKRY nin karşılıklı tanımadıkları kıta sahanlığı/MEB alanları üzerindedir. Bu durumda sorun ancak karşılıklı görüşmeler, uluslararası Adalet Divanı veya hakem mahkemesi yolu ile çözülebilecek karakterdedir.
  • Söz konuşu personeli tutuklayacak AB üyesi ülkenin hakimi neye göre karar verecektir? GKRY’nin MEB alanı karşı sahildarı, Türkiye tarafından tanınmıyor. Kaldı ki Türkiye GKRY’nin ilan ettiği MEB sahasının uluslararası hukuki gerekçesinin dayandığı 1982 BM Deniz Hukuku Sözleşmesine bile taraf değil.»

Fatih Gemisi’nin dokunulmazlığı var

Fatih Gemisi’nin devlet gemisi statüsünde olduğunu ve bu nedenle savaş gemileri gibi dokunulmazlığı olduğunu anlatan Gürdeniz, «Gemi devlet adına görev yapmaktadır. Bu gemi personelinin GKRY iç hukuku çerçevesinde tutuklanması Türkiye Cumhuriyetinin asla kabul edebileceği bir durum değildir. Sonuçları çok ağır olur» dedi.

Diğer taraftan Türkiye’nin böyle haksız bir tutuklama kararı alındığı takdirde AB kanalından da adım atabileceğine değinen Gürdeniz, «Tutuklama gerçekleşirse Türkiye hangi adımları atabilir?» sorusuna şu yanıtı verdi:

  1. Kararı alan AB ülkesi ile her türlü hukuki iş birliğini (geri iade anlaşması vb.) askıya alınıp, olay son derece büyük çapta protesto edilebilir ve hatta büyükelçimizi geri çağrılabilir.
  2. KKTC, GKRY ile arasındaki sınır kapılarını tutuklama sona erene kadar kapatılabilir.
  3. Haydut devletin bu uygulamasına karşılık derhal 1,4,5,6 ve 7 numaralı lisans sahalarından birisinde Yavuz gemisi ile fiili delme operasyonuna başlanabilir. Bildiğiniz üzere bu sahalar Türk kıta sahanlığı ve sözde GKRY lisans sahaları ile çakışıyor.
  4. Herhangi bir tutuklama gerçekleşirse Türk Boğazlarını transit geçişte kullanan GKRY bayraklı gemiler ile GKRY sahipli yabancı bayraklı gemiler için karşı tarafa bunun yansımaları olacağı hatırlatılmalıdır. GKRY bayraklı gemilerin Türk Boğazlarından ve Marmara Denizinden geçişleri sırasında özellikle kirlilik ve güvenlik endişelerimizle yakından takip edilmesi sağlanmalıdır.
  5. 1987 yılından bu yana GKRY bayraklı gemiler Türk limanlarına girip çıkamıyor. 1997 yılından itibaren bu yasağa ilaveten, merkezi GKRY olan denizcilik firmalarına ait gemilerin bayrağı ne olursa olsun Türk limanlarından hizmet alması yasaklandı. Son olarak 26 Eylül 2017 tarih 74874 sayılı genelge ile söz konusu tedbirlere GKRY ile ilinti durumuna göre pek çok yasaklayıcı ilave yapıldı. Bu kapsamda halen sadece yatlar ve yolcu taşıyan gemilere izin veriliyor. Tutuklama olduğu takdirde Ulaştırma ve Alt Yapı Bakanlığı bu izinleri de derhal kaldırmalıdır.
  6. KKTC Sahil Güvenliği GKRY ile yan sınırların oluştuğu toleranslı bölgelerde ya da özellikle Karpas güneyinde KKTC kara suları/kıta sahanlığı sınırları içine giren Rum balıkçıları tutuklamalıdır

Gürdeniz, Türkiye’nin elinde GKRY’nin yaptığı haydutluğa karşı kullanabileceği pek çok enstrüman olduğuna dikkati çekerek, «Bu konu bir kez daha Türkiye’nin MEB sahası sınırlarını ilan gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Dışişleri Bakanlığımız ivedilikle Doğu Akdeniz MEB sınırlarımızı ilan etmelidir» şeklinde konuştu.

yenisafak.com

Be the first to comment!
 
Leave a reply »